Newer posts are loading.
You are at the newest post.
Click here to check if anything new just came in.
Click here to check if anything new just came in.
May 20 2011
çok korkuyorum buraya yazmaktan. bi ölüyü karşımda görmek gibi. kendi öldürdüğümü.
November 29 2010
ben çok yoruldum başkaları da yardım etsin türkiye kültür elçiliği görevine.. kendimi baya süperkahraman falan gibi hissediyorum zaman zaman. dün rebeka'nın daha evvel tanıştığım ofisten arkadaşlarının evlerinde verdikleri thanksgiving yemeğine gittik. orda irlandalı bi çocukla baya muhabbet ettik. tabi muhabbetin bazı kısımları bende yok. aksan lan aksan. "mate" oluverdim yani. neyse çok güzel ülkelerimiz hakkında konuşuyoruz falan. nası girdi konuya bilmiyorum ama, galiba, burda dili öğrenmen zor olmuştur, alfabeler de farklı falan dedi.. yahu nası hıı?? derken.. e arapça yazmıyo musunuz ki siz dedi. ay sinirden gülücem şimdi. yok kardeşim biz arapça yazmıyoruz. ya dedi ben bütün müslümanımsı ülkelerin arapça yazdıklarını zannediyorum falan. yarın sabah googlelicam dedi, muhtemelen hangover olucam ama googlelicam, öörenicem türkiye hakkında daha fazla...
burdan kendisine sesleniyroum:araştırmayı tabi ki unuttun, di mi mate!
burdan kendisine sesleniyroum:araştırmayı tabi ki unuttun, di mi mate!
November 12 2010
süpermarket kasasında acayip bi kendimle hesaplaşma yaşıyorum her seferinde. biraz evvelki bez torbamın içinde çoğunluğu cips ve çikolatadan oluşan bi öbek vardı. bu yüzden görevli kız karttan paramı çekmekte iken, aradan "SAĞLIIIIIIIK" diye bağıran bir paket yıkanmış, hazır salatam ve "nasıl kullanıcana bakar" yumurtalarla uzun süre bakışmak zorunda kaldım. onlarla gurur duydum, sokakta yürürken diğer insanları görme ve tanışma hakkını onlara verdim. bez çantamın en üstündeki bölmede püfür püfür benimle eve geldiler. ama ben şimdi çikolatalı bisküvi yicem.
October 08 2010
çok stres doluyum. uykularımdan hızlı kalp atışlarıyla uyanıyorum. zank! diye. yasal olarak son ayımın içindeyim. okul projeleri var. ve ben... ben ne yapıcağımı bilmiyorum. planlarım var. hem de çok mükemmel planlarım var. ama benim sorunum da bu işte. mükemmel planlarımı mükemmel hale getirinceye kadar o kadar çok düşünüyorum ki, uygulamak için vakit kalmıyo geriye. çünkü zaman azalmış, belki de bitmiş oluyo.
bak barcelona'da hayat boyu yaşamak istemeyebilirim. yaşamak istediğim yerler var daha. mesela londra. bi de en çok, zeyna'nın köyleri...
hah işte, hayat boyu yaşayamam belki ama, burda daha dolmadı vaktim biliyorum. hissediyorum. ah oblomov, çık içimden. polisin bana türk usulü"oturma iznin bittikten sonra 1-2 hafta daha takılabilirsin ama çok da uzatma.. ben diyorum yani bişi olmaz diye ama, yazılı bişisi de yok bunun haaa" demesi aslında beni hiç de rahatlatmamış.
benim biraz daha zamana ihtiyacım var. daha üşendiğim için gidemediğim yerler var, yeşil küçük defterimdeki listemdekilerin hepsinin üstünü karalamadım daha.
yeteri kadar "una clara mas porfavor" falan demedim daha, "massaacı massacı sinko ööro sinko ööro" diye gelen teyzeleri yeterince kibarca geri çevirmedim, nerden olduğumu sorana kadar çok heycanlı olup sonra gerçeği öğrenince kaçan beyinsizlere yeterince tekme tokat girişmedim hayal dünyamda.
daha vaktim olmalı benim burda.
polis amca nolur, uzat elini... ver o izin kağıdını bana.. yoksa.. ne yapacağım ben dönünce istanbul'da???!!!!!
bak barcelona'da hayat boyu yaşamak istemeyebilirim. yaşamak istediğim yerler var daha. mesela londra. bi de en çok, zeyna'nın köyleri...
hah işte, hayat boyu yaşayamam belki ama, burda daha dolmadı vaktim biliyorum. hissediyorum. ah oblomov, çık içimden. polisin bana türk usulü"oturma iznin bittikten sonra 1-2 hafta daha takılabilirsin ama çok da uzatma.. ben diyorum yani bişi olmaz diye ama, yazılı bişisi de yok bunun haaa" demesi aslında beni hiç de rahatlatmamış.
benim biraz daha zamana ihtiyacım var. daha üşendiğim için gidemediğim yerler var, yeşil küçük defterimdeki listemdekilerin hepsinin üstünü karalamadım daha.
yeteri kadar "una clara mas porfavor" falan demedim daha, "massaacı massacı sinko ööro sinko ööro" diye gelen teyzeleri yeterince kibarca geri çevirmedim, nerden olduğumu sorana kadar çok heycanlı olup sonra gerçeği öğrenince kaçan beyinsizlere yeterince tekme tokat girişmedim hayal dünyamda.
daha vaktim olmalı benim burda.
polis amca nolur, uzat elini... ver o izin kağıdını bana.. yoksa.. ne yapacağım ben dönünce istanbul'da???!!!!!
September 24 2010
September 18 2010
ben burda hiç kuaföre gitmedim. evet. ne diycem ki, kendi dilimi bile konuşrken zorlanıyorum kuaför milleti ile.. yeterince konuşamadığım bir dilde.. ayak yapamam "hadi memet sana güveniyorum bak teslim ediyorum kendimi sana", "ya alalım ama uçlarından bak nooolur boyunu kısaltmaa", "ya en son sana geldim bak senin kestiğin saç bu", yada "yok yok bu gösterdiğiniz süper pahalı bakım ürünlerine ihtiyacım yok, evde var benim" gibi olmazsa olmaz şeyleri nasıl anlatırım bilemedim hiç...
geçen natalia ile natalia'ya kahkül kestirmeye gittiğimizde bi fiyatlara bakiyim dedim.. tanrım! iyi ki gitmemişim.. hani nedir, en düz, en ucuz olan şey föndür di mi.. anacım 36 yuro idi ya! neeeeeeeaaaaaaay. evdfe yapılmış bölge bölge tünelmiş kıvırcıklı fönümle çıkarım evde daha iyi ...
geçen natalia ile natalia'ya kahkül kestirmeye gittiğimizde bi fiyatlara bakiyim dedim.. tanrım! iyi ki gitmemişim.. hani nedir, en düz, en ucuz olan şey föndür di mi.. anacım 36 yuro idi ya! neeeeeeeaaaaaaay. evdfe yapılmış bölge bölge tünelmiş kıvırcıklı fönümle çıkarım evde daha iyi ...
September 09 2010
Bu yazımda, çabalayan fakat kan çekmesi sonucu dünya vatandaşı olamayan arkadaşlarımızdan bahsedeceğim!
Dün gittiğimiz mekanda genç, yakuşuklu, sportif, şık her türlü güzel tarzda insan içinde; üstüne bol gelen süveter ile yine büyük bedenlerde alınmış gömleği ve tam bir "burda kızlar teklif ediyomuş" aç gözlülüğü ve dolduruşuyla bezenmişliği ile yanımıza gelen arkadaşların; belli ki turla gelirken ilk öğrendikleri kelime olan "hola"yı inanılmaz itici bi şekilde yampiri yampiri yanımıza gelip yüzümüze savurmaları sonucu aramızda çok ah seni gidi gidi bir hava oluştu. o kaba saba "hola"dan sonra düz ve net bir türk aksanı olan o söyleyişleriyle "ver ar yu fırom" dedi gençler. benim ağzımdan ise biz türklerin kendi aralarında konuşmak için kullandığı güzide dilimiz türkçe olarak, "türküz arkadaşlar" çıktı. çocuklar bi tepkisiz kaldılar. anlamıyo gibi yaptılar. bunun üstüne madem salakmışız gibi davranıcaz hadi, diyerek inanılmaz aksanımla "we are from törkiiiii" dedim. büyük beden mağazacılığın yeni zayıf yüzü arkadaş ise "oh ve ar from gıris" dedi. o bizim dilimiz var ya hani.. o ki sondan eklemeli, o ki her yabancıya yumuşak g'yi sevdirmeli.. "ama ben nedense hala sizin türk olduğunuzu düşünüyorum arkadaşlar" dedim. hepsi koparak uzaklaştılar.
koparak dökülmeye karşıyız.
Dün gittiğimiz mekanda genç, yakuşuklu, sportif, şık her türlü güzel tarzda insan içinde; üstüne bol gelen süveter ile yine büyük bedenlerde alınmış gömleği ve tam bir "burda kızlar teklif ediyomuş" aç gözlülüğü ve dolduruşuyla bezenmişliği ile yanımıza gelen arkadaşların; belli ki turla gelirken ilk öğrendikleri kelime olan "hola"yı inanılmaz itici bi şekilde yampiri yampiri yanımıza gelip yüzümüze savurmaları sonucu aramızda çok ah seni gidi gidi bir hava oluştu. o kaba saba "hola"dan sonra düz ve net bir türk aksanı olan o söyleyişleriyle "ver ar yu fırom" dedi gençler. benim ağzımdan ise biz türklerin kendi aralarında konuşmak için kullandığı güzide dilimiz türkçe olarak, "türküz arkadaşlar" çıktı. çocuklar bi tepkisiz kaldılar. anlamıyo gibi yaptılar. bunun üstüne madem salakmışız gibi davranıcaz hadi, diyerek inanılmaz aksanımla "we are from törkiiiii" dedim. büyük beden mağazacılığın yeni zayıf yüzü arkadaş ise "oh ve ar from gıris" dedi. o bizim dilimiz var ya hani.. o ki sondan eklemeli, o ki her yabancıya yumuşak g'yi sevdirmeli.. "ama ben nedense hala sizin türk olduğunuzu düşünüyorum arkadaşlar" dedim. hepsi koparak uzaklaştılar.
koparak dökülmeye karşıyız.
September 05 2010
Bugün Sitges sokaklarında bir abimiz yanıma yaklaşıp, "bi gülücük verebilir misin?" diye rica etti. elleriyle de kendi dudaklarını yanlara doğru çekme hareketi yaparak...
ve onun için kocaman gülümsedim.
free hugs sonrası mutluluk kampanyası.
ve onun için kocaman gülümsedim.
free hugs sonrası mutluluk kampanyası.
September 02 2010
Özlemişim evimin kokusunu özlemişim.
Tuvaletimin küflü havasız nefesini özlemişim.
Süper gay sarı saçlı apartmandan komşularımı, süper taş ve aynı zamanda süper yine süper gay mahalle arkadaşlarımı özlemişim.
Evimin yakınındaki art gallery-kafemsi'ye gelip bilgisayarımla takılmayı özlemişim.
Hakkaten.
Tuvaletimin küflü havasız nefesini özlemişim.
Süper gay sarı saçlı apartmandan komşularımı, süper taş ve aynı zamanda süper yine süper gay mahalle arkadaşlarımı özlemişim.
Evimin yakınındaki art gallery-kafemsi'ye gelip bilgisayarımla takılmayı özlemişim.
Hakkaten.
August 16 2010
Evet Arap saldırısı diye bişi var. Adalar vapurunda pazar günü bunu yaşadık. Tüm sülalecek vapura binmek tamam ayıp diil. Onlar da insan tamam. Ama insan tüm sülalecek, vapur boyunca bağıra bağıra kulağımıza kulağımıza "ya allah allah" lı -kesinlikle dini içerikli olmadığını varsayıyoruz çünkü dini bi içerikte insan bu denli kendini kaptırıp göbek omuz atarak dans edemez- şarkılar söyler mi ya.. Sürünün başı olan ve inatla tüm sülalesinin bulunduğu tarafa geçmeyen, sülale ile kendisi arasında kalan bizim solumuzda, yani sol kulaklarımızın hizasında bulunan amca bir başlıyor "allah ya halahulu" diye... rabbim ona öyle bi ses vermiş ki beynine beynine giriyor... onun bu gazını alan aile kadınları, gençleri ve bebeleri coşkuyla hep bir ağızdan bağırarak, el çırparak bana, " bi oruç kafası var" diye düşündürüyorlar...
"bizi sevmediğinizi biliyoruz ama gördüğünüz gibi hiç s.kmizde diil" moduna mı girmeye çalışıyolar nedir...
"bizi sevmediğinizi biliyoruz ama gördüğünüz gibi hiç s.kmizde diil" moduna mı girmeye çalışıyolar nedir...
August 09 2010
Memleketlilerimin bir saniye bile olsun düşünmeden metreler, kilometreler hesaplayabilen süper yetenekli zihinlerini çok özlemişim.
-olimpia pastaanesi varmış bur..
-100 metre ilerde sağda!
nasıl ama nasıl?!
-olimpia pastaanesi varmış bur..
-100 metre ilerde sağda!
nasıl ama nasıl?!
August 01 2010
Sanki tamamen gidiyomuşum gibi hissederek gidiyorum. Vedaları sevmeyen arkadaşıma veda etmeyerek gidiyorum yarın buradan. buna ihtiyacım vardı. bir mola. sadece senelerdir tanıdığın ve tamamen güvendiğin insanların içinde olup, biraz hasret gidermek; belki de bu şehirde yaşamanın bana kattıklarını daha iyi görebilmek için İstanbul'a gidiyorum
Koca bir ay gibi bir tatil, biliyorum ki göz kapayıp açıncaya kadar geçecek. Evet, göz kapayıp açıncaya kadar; çünkü bence kapalı olmayan bişiyi açamazsın. o yüzden kapayıp açmak daha mantıklı. gözün kapalıyken niye açasın ki gözünü. ama kapatmak öyle mi... hayal kurarsın, çok ışık gelir, mayışırsın göz kapakların düşer falan. binlercesi var... İşte bu kadar kısa sürede geçeceği için tatil, her anında bişiler yapasım var. artık her anımda bişi yapasım var. yetmiyo, tadı çıkmıyo, an kaçıyo gibi.
döndüğümde ise burda sadece 2 ayım kalmış olucak. hatta günleri tam oalrak sayarsak 2 ay bile değil. ama okulumun bittiği günde vizemi bitiren ispanyol hükümeti ile tekrar görüşmem gerekir belki, belki onlar beni istemese bile kalırım burda biraz daha. ahh düşün...
biraz evvel altı katımda oturan en yakın iki arkadaşımın yanındaydım. veda etmeden veda etmek için... kendime dışardan baktım, gerçi içerden de baksam aynıydı.. gerçek olamayacak kadar amerikan filmi gibiydik! kızlar bikaç aydır arkadaştır, beaber okula giderler, geceleri çıkarlar eğlenirler. sonra tatil gelir ve hepsi ayrı yerlere giderler. biri çin'e, biri türkiye'ye gider. diğeri ise ailesi çok uzakta yaşadığından (ki uzak olan amerika oluyo, ki çok manasız, eğer bu amerikan filmiyse amerikanın kendisi uzak olamaz di mi!) o burada tek başına kalır. her kız bu bi aylık süreçte çok eğlenip acayip şeyler yapacakları üzerine birbirlerine söz verirler (söz vermedik abartma, amerikanvari olsun diye yapıyorum!) ... ve ayrılırlar ellerinde bavulları, kafalarında tatil şapkalarıyla..
bir ay geçer... kızlar şehre geri dönmüştür... ve herkes her şeyi anlatmaya başlar...
Koca bir ay gibi bir tatil, biliyorum ki göz kapayıp açıncaya kadar geçecek. Evet, göz kapayıp açıncaya kadar; çünkü bence kapalı olmayan bişiyi açamazsın. o yüzden kapayıp açmak daha mantıklı. gözün kapalıyken niye açasın ki gözünü. ama kapatmak öyle mi... hayal kurarsın, çok ışık gelir, mayışırsın göz kapakların düşer falan. binlercesi var... İşte bu kadar kısa sürede geçeceği için tatil, her anında bişiler yapasım var. artık her anımda bişi yapasım var. yetmiyo, tadı çıkmıyo, an kaçıyo gibi.
döndüğümde ise burda sadece 2 ayım kalmış olucak. hatta günleri tam oalrak sayarsak 2 ay bile değil. ama okulumun bittiği günde vizemi bitiren ispanyol hükümeti ile tekrar görüşmem gerekir belki, belki onlar beni istemese bile kalırım burda biraz daha. ahh düşün...
biraz evvel altı katımda oturan en yakın iki arkadaşımın yanındaydım. veda etmeden veda etmek için... kendime dışardan baktım, gerçi içerden de baksam aynıydı.. gerçek olamayacak kadar amerikan filmi gibiydik! kızlar bikaç aydır arkadaştır, beaber okula giderler, geceleri çıkarlar eğlenirler. sonra tatil gelir ve hepsi ayrı yerlere giderler. biri çin'e, biri türkiye'ye gider. diğeri ise ailesi çok uzakta yaşadığından (ki uzak olan amerika oluyo, ki çok manasız, eğer bu amerikan filmiyse amerikanın kendisi uzak olamaz di mi!) o burada tek başına kalır. her kız bu bi aylık süreçte çok eğlenip acayip şeyler yapacakları üzerine birbirlerine söz verirler (söz vermedik abartma, amerikanvari olsun diye yapıyorum!) ... ve ayrılırlar ellerinde bavulları, kafalarında tatil şapkalarıyla..
bir ay geçer... kızlar şehre geri dönmüştür... ve herkes her şeyi anlatmaya başlar...
July 28 2010
July 25 2010
ha aklıma geldi. geçen haftalarda bi türk gecesi yaptım evde, çok fazla türk kahvesi vardı elimde de. hehe. neyse, kapının zili bozuk. zile basıp elini çekerse açamıyorum kapıyı. delicesine ben açana kadar çalması lazım. yoksa olmuyo. bu sebepten her gelene seslenmek için balkonumdan aşağıya bağırdım. "çağlaaaaaaaaar, baaas baaas, ersiiiiiiiiiin, bas baaaaaaaaaaas, billuuuuuğğğrrr kız billuuuğğğrr bas baaaaas açana kadaaaaaaar" vs.. ve en sonunda tanımadığım birinin kapıyı çalmasıyla gecenin en Türksel anını yaşadım. 5. katta ve baya bisürü apartmanların olduğu bi yerde yaşadığım düşünülürse.. Aşağıya "Kim OOOOOOOooooOOOOoooOOooo" diye bağırarak eski türk mahallesi geleneklerini barcelona'ya getirdim.
July 24 2010
bogatell sahilindeki birkaç saat sonra, köklerimi unutmayarak evime kırmızı-beyaz bir şekilde döndüm. acı var mı? var.
July 23 2010
Dün konser öncesi allahın turistik bölgesinde bi tane restoran kafe bişi bulamayıp ayılıp bayıllıcak gibi iken, sora sora ve bula bula! bir tenis klübünün içindeki çay bahçemsi kafeye girdim. neyse gittim ne var falan diyorum. esmer kıvırcık bi çocuk benle konuşan. muhabeeti kısa kesmeye çalışıyorum ki çocuun kollarına bayılmiim oracıkta. neyse çocuk da yavaş da yavaş.. nerelisin diye sordu. of, zamanı mı şimdi! türkiye,2denim, dedim. evet garip di mi, almanım, ingilizim, kıprıslıyım bile diyosun da, türküm diyince anlamıyolar. türkiye'denim demen gerekiyo.
nese, dedim.
ve 7aydır beklediğim an nihayet gelmişti!
siyah ve kıvırcık çocuk şöyle dedi..
"ben de faslıyım.
MÜSLÜMAN!"
müslüman'ı bir soru tonlamasıyla söyledi. ben de "hee evet" demek durumunda kaldım. sonuçta ucunda yemek var.
MÜSLÜMAN DİN KARDEŞİM, diyemediği için türkçe olarak belki de 7 aydır beklediğim şey tam olarak gerçekleşmiş sayılmaz ama; elini uzattı, çok edepli bir müslüman el sıkışı yaptık. nası sevindi.
bundan sonraki hedefim, nerdeyse her gün alışveriş yaptığım Spar marketlerindeki arkadaşlarla müslüman din kardeşim ayağı yapmak. belki... belki bir gün... bedava bişiler verirler... el de sıkarım bak...
nese, dedim.
ve 7aydır beklediğim an nihayet gelmişti!
siyah ve kıvırcık çocuk şöyle dedi..
"ben de faslıyım.
MÜSLÜMAN!"
müslüman'ı bir soru tonlamasıyla söyledi. ben de "hee evet" demek durumunda kaldım. sonuçta ucunda yemek var.
MÜSLÜMAN DİN KARDEŞİM, diyemediği için türkçe olarak belki de 7 aydır beklediğim şey tam olarak gerçekleşmiş sayılmaz ama; elini uzattı, çok edepli bir müslüman el sıkışı yaptık. nası sevindi.
bundan sonraki hedefim, nerdeyse her gün alışveriş yaptığım Spar marketlerindeki arkadaşlarla müslüman din kardeşim ayağı yapmak. belki... belki bir gün... bedava bişiler verirler... el de sıkarım bak...
July 22 2010
Ben bu gece canlı katalanca rock dinledim. neden.
kings of convenience için.
yerim.
kings of convenience için.
yerim.
July 21 2010
July 15 2010
July 11 2010
evet yaptım.
yanlışlıkla karşı takımın renklerinde giyinerek koca "kırmızı" meydanda 3
hollandalı dışındaki tek turuncu olmayı başararak bile olsa...
hem de sevinmiştim "kırmızı giymedim ama en azından bayrak renklerinin karşımı turuncuyu giydim" diye. ayol nerden bilim diğerlerinin formalarının fosforlu turuncu olduğunu!
çıkışta, kaybettiklerinden kelli, etrafta ezik ezik dolanan hollandalı kardeşlerimin suratları bu yüzden beni görür görmez hafif bir gülümseme ile aydınlandı hep. usulca yanlarına yaklaşıp "yanlışlıkla giydim, ben sizden diilim" demek istedim, ama bi darbe de benden yemeleri çok acı olur diye düşündüm.futboldan anlamadan, manasızca hakkında konuşmaya çalışan ve "ayy harika bi goldü yaaa nası da attııııı yaaaa" gibi ezikçe kutlamalar yapan kızlardan ölesiye nefret ettiğimden; herkes gibi ne forma giydim, ne surat boyadım, ne ispanyolca tezahürst yaptım. zaten duyup da tek anladığım tezahürat "soooy dee espanaaa" idi. ne uyduruk lan bu tezahürat diye düşündüm. küfrü yok bişisi yok.
gittim, izledim, sessizce kutladım.
Older posts are this way
If this message doesn't go away, click anywhere on the page to continue loading posts.
Could not load more posts
Maybe Soup is currently being updated? I'll try again automatically in a few seconds...
Maybe Soup is currently being updated? I'll try again automatically in a few seconds...
Just a second, loading more posts...
You've reached the end.





